11 Haziran 2015 (Perşembe)

İLETİŞİM DEKANLARI ANKARA ÜNİVERSİTESİNDE


Prof. Dr. Asaf Varol
varol.asaf@gmail.com

Dile kolay tam 15 yıldır (2000 yılından beri) Türkiye’deki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki ve Kırgızistan’daki (Türkiye-Manas Üniversitesi) İletişim Fakültesi Dekanlarının büyük bir bölümü bir araya geliyorlar. İlk yıllarda toplantılar daha sık yapılırken, 2003 yılından itibaren her yıl bir üniversitenin ev sahipliğinde dekanların büyük bir çoğunluğunun katılımıyla iletişimin geleceğini şekillendirmeye çalışıyorlar. İşte bu yıl da Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde 11-12 Haziran 2015 tarihleri arasında gene bir aradayız.

Peki böyle bir organizasyon nasıl başladı? Kimler bu işe ön ayak oldu? Toplanıtlara katılmakla neler elde ediliyor? Ve ben bu toplantılara neden katılıyorum? Bu tür sorulara cevap bulacağınız bir yazıyı kaleme alıyorum bu hafta.
Bendeniz 2000 yılında Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi kurucu dekanlığı görevine getirilmiştim. Tabi bu göreve getirilmemin altında yatan gerçek, 1991 yılında benim planladığım bir proje ile kurduğum Fırat TV’nin ilk yerel üniversite televizyonu olarak yayınlarını sürdürmüş olmasıydı. Fırat Üniversitesi televizyonu öyle kendiliğinden ortaya çıkmadı. Sürdürülen ısrarlı bir mücadele sonrasında hala yayınlarını sürdüren bir birim. Elbette ki bu işi sürdürmek bir ekip işi, bir kişi ile başarıyı yakalamak mümkün mü? Ama gözden kaçırılan en önemli bir husus, yoktan bir televizyon yaratma fikrinin kimin eseri olduğudur. Fırat İletişim Fakültesi kuruluş raporunu da 1997 de gene ben hazırlamıştım. O zamanlarda böyle bir proje fikrini ortaya atıp projelendirmemiş olsaydım, şimdi ne Fırat TV olacaktı belki de ne de Fırat İletişim Fakültesi 2000 yılında kurulabilecekti.

Yoktan ortaya çıkarılan bir eserde “Ben” kelimesini kullanmak gerçekten de hoş değil. “Biz” demek elbette ki mütevazilik örneğidir. Ancak, “biz” kelimesi kullandığınızda da o “biz” içerisine sonradan lütfedip projeye dahil ettiğiniz bazı kişiler; sizin yarattığınız bir esere, pervasızca, edepsizce kolayca sahip çıkabiliyor. Bu tür insanlarda emeğe saygı yok. Çünkü hep bedavaya konarak bir şeyleri elde etmişlerdir.

Prof. Dr. Alemdar Yalçın, 2000’li yıllarda Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi dekanlığı görevini sürdürüyordu. O dönemlerde sayıları çok az olan iletişim fakültesi dekanlarını Ankara’da bir toplantıya çağırmıştı. İşbirliği yapalım, güçlenelim teklifi yapmıştı. Ben de o dönemlerde Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı olarak bu toplantılara icabet ediyordum. Ama bu düşünceye, birlikteliğe gerçekten katkı sağlamak, elini değil gövdemi taşın altına koyarak katkı sağlıyordum.

İlk yıllardaki toplantıların herbirine koşarak gittim. Üstelik birçok organizasyona fiilen katkı sağladım. Yani dekanım deyip kenarda durmadım. Sadece misafir gibi toplantılarda boy göstermedim. 2004 yılında da Elazığ’da hala dillere destan İletişim Fakültesi Dekanları toplantısını yapmıştık. Gerçekten bu toplantı hala unutulmuyor. O toplantıya katılan dekanlar düzenlenen mükemel organizasyonu sitayişle hala anlatıyor. Bir elin parmakları kadar elemanla bu işleri yapmıştık. Dönemin rektörünün tam desteğini almıştık.

İletişim Fakültesi dekanları Elazığ’a gelerek ortamı bizzat görmüşlerdi. Ortada 1991 yılından beri yerel yayın yapan bir televizyon gerçeği vardı. Oysa hiçbir üniversitede o dönemlerde yerel televziyon yoktu. Ellerine Fırat Üniversitesinin gazetesi tutuşturulmuştu. Büyük bir kısmı orduevinin lüks misafirhanesinde konuk edilmişti. 13 iletişim fakültesinin katılımıyla ortak bir anket düzenlenmiş ve medya ödülleri dağıtılmıştı. Bu ödüller sayesinde alanlarında ün yapmış basın camiasından önemli kişiler Fırat Üniversitesine ilk defa gelmişti. CNN Türk Fırat Televizyonu stüdyosundan canlı yayın yapmıştı. İşte bu organizasyon sayesinde Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesinin nitelikleri fark edilmişti.

Elazığ’da gelip ortamı gören dekanların Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesine bakış açıları olumlu yönde değişmişti. Bir sonraki dekanlar toplantısı Kocaeli Üniversitesinde 2005 yılında yapılmıştı. Ama o yıl ben Amerika’da olduğum için katılamamıştım (Başından beri katılamadığım bir tek bu toplantı olmuştur). 2006 yılında Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı ev sahipliğinde yapılan toplantıya, İletişim Fakültesi Dekanı olmamama rağmen gene de davet edilmiştim. O toplantıda bir yürütme kurulu oluşturalım fikri gelişti ve İLDEK adında 5 kişiden oluşan bir yürütme kurulu teşkil edildi. Şimdi şu noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Benim İletişim Fakültesi dekanlığım, 2004 yılı Ağustos ayında uzun süreli Amerika’ya ders vermek için gitmiş olmam nedeniyle son bulmuştu. Yani Mersin Üniversitesindeki İletişim Fakültesi Dekanları toplantısına dekan olarak katılmamıştım. Ama Mersin Üniversitesi yaptığı bu organizasyona beni davet etmişti. Üstelik eski dekanlardan çağrılan tek kişi idim. İletişim fakültesi lisans mezunu değildim, ama çağrılmıştım. Çünkü Fırat TV ve 1997 yılından beri sürekli bazı gazetelerde köşe yazarlığı sürdürmüş olmamın gerçeği ortadaydı. Toplantılardaki koşuturmalarım fark ediliyordu. Toplatıların arşivlenmesi konusundaki gayretimi herkes görüyordu.

2006 yılında oluşturulan İLDEK ile birlikte İletişim Fakültesi Dekanları Yürütme Kurulunun değişmeyen daimi üyeliğim söz konusu olmuştu. Her yıl yapılan dekanlar toplantısına mutlaka davet ediliyordum ve hatta organizasyonların tümünde görevler üstleniyordum. Bu süreklilik sayesinde birçok iletişim fakültesi dekanı ile işbirliği içerisinde olduk. İLDEK’in kuruluş yapısı kuralı gereği her yıl yeni yürütme kurulu üyeleri seçimle görev alırken, ben hep oybirliği ile daimi üye olarak seçildim. Hatta öyle ki Genel Kurulda seçimlere girilmeden benim daimi tek üye olduğum katılımcılara takdim ediliyordu.

Böyle bir manevi duygu karşısında toplantılara katkı sağlamak için elimden gelen maksimum gayreti göstermek zorundayım. İletişim fakültesi dekanların teveccühüne layık olmanın ağır yükünü omuzlarımda taşıdığımın farkındayım. Yürütme Kurulundaki süreklilik arz eden bu görevim sayesinde İLDEK’in tarihini en iyi bilen kişi durumundayım. İLDEK’in canlı hafızası görevini üstlenmişim. İletişim eğitimine yön veren dekanlar bana en büyük ödülü vererek her toplantıya mutlaka çağırıyorlar ve bana “daimi üye” statüsü bahşetmişler. Bundan daha büyük bir onur olur mu? Birilerinin-beni alan dışı deyip- farklı algı oluşturmaya çalışmalarının ne kıymeti var ki? Beni benimseyen, yaptıklarımı görmezden gelmeyen ve dolayısıyla katkılarıma değer veren iletişim fakültesi dekanlarıyla birlikteliğimi devam ettireceğim. Sağolun gönül dostu iletişim fakültesi dekanları, sizler istediğiniz sürece aranızda olmayı sürdüreceğimden emin olabilirsiniz.

Kaynak: http://www.gunisigigazetesi.net/y-7860-b-ILETISIM-DEKANLARI-ANKARA-UNIVERSITESINDE.html

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir