26 Şubat 2014 (Çarşamba)

FIRAT HAVZASI GAZETECİLER CEMİYETİ VE BEKLENTİLER


Prof. Dr. Asaf Varol
varol.asaf@gmail.com

Sivil toplum kuruluşlarından; vatandaşın, toplumun ve ülkenin sorunlarına katkı sağlamaları, ürettiği fikirler ve çözüm önerileriyle yol gösterici olmaları beklenir. Sivil toplum örgütleri, faaliyetlerde bulunabilmek ve çalışmalarını yasal bir zeminde sürdürebilmek için Dernekler Kanununa bağlı olarak bir yapılanma gerçekleştirir. Osmanlı toplumunda dernek kurma tasarrufu, 1908 yılında gündeme gelen siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel dönüşümlerin doğal sonucu olarak ortaya çıkmıştır. “Hürriyet’in İlanının” ardından ülkenin dört bir yanında cemiyetlerin kurulduğu, bu birimlerin yaşamın bir parçası haline dönüştüğü ve nihayet 16 Ağustos 1909 günlü Cemiyetler Kanunu ile yasal bir zemine oturtulduğu görülmektedir.

Adı ister cemiyet ister dernek olsun, netice itibariyle bu kuruluşlar sivil toplum örgütleridir. Elazığ’da dernek sayıları çok olmakla birlikte bunlar içerisinde birkaçı faaliyetlerini yoğun biçimde sürdürmektedir. Kamuoyu önünde bazı dernekler, üstlendikleri misyon gereği ciddi gözetim altında tutulurlar.

Medya alanında faaliyetlere 1991 yılında kurmuş olduğum Fırat Televizyonu ile başladım. Bu tarihten itibaren medya ile ilişkilerim hiç kesintiye uğramadan süregelmiştir. Bazı örnekler vermem gerekirse, 8-9 Ekim 1998 tarihleri arasında Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin sorumluluğunda gerçekleştirilen “Yerel Gazetecilik, Televizyonculuk ve Radyoculuk Meslek İçi Eğitime” Fırat Televizyonu olarak ev sahipliği yapmıştık.

Bedrettin Keleştimur’un Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı yaptığı dönemde “1999 Rahmi Akman Başarılı Gazeteciler Ödülü” faaliyetlerine katılmıştım. Fırat Üniversitesinin 25. kuruluş yıldönümü münasebetiyle Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti ile Fırat Üniversitesinin ortaklaşa düzenledikleri “Anadolu’da Medya Panelinde” aktif rol üstlenmiştim. Bedrettin Keleştimur’un Cemiyet Başkanı olarak görev yaptığı dönemde Elazığ Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan ile birlikte “Bıçağı Bırak, Kalemi Al” sloganı ile düzenlediği etkinliğe, dönemin İletişim Fakültesi Dekanı olarak katkılar sağlamıştım.

26 Ocak 2002 tarihinde Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetinin olağanüstü yapılan Genel Kurulunda Şükrü Kacar hocamız Cemiyet Başkanlığına seçilmişti. Şükrü Hocam döneminde yapılan Yönetim Kurullarının önemli bir bölümüne davet edilmiştim. Hatta kurum ve kuruluşlara birlikte ziyaretler yapıyorduk. O dönemlerde “Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetinin Ödül Verme ve Ödüle Aday Gösterme Yönergesi” tarafımdan hazırlanmıştı ve 3 Şubat 2002 tarihinde yapılan Yönetim Kurulunda bu yönerge oy birliği ile kabul edilmişti.

Gene Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetinin (Bedrettin Keleştimur dönemi) “Türk’çe Konuşacaksak Türkçe Konuşalım” faaliyetlerine katkı sağlamıştım. 08.11.2003 Tarihinde Gazeteciler Federasyonunun Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Celal Şener ile birlikte organize ettikleri “6. Yerel Medya Seminerinde” aktif görevler almıştım. Bir dönemler yayında olan Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti web sayfasını da gene ben hazırlamıştım.

Yukarıda belirttiğim olaylar, Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti ile sıkı ilişkilerimin olduğunu teyit etmektedir. Bu cemiyet kurucusu olan Mehmet Topal’ı, kendisine yeniden başkan seçmiştir. Dolayısıyla bu cemiyetten beklentilerimiz de çok fazladır.

Cemiyet, faaliyetleri ile Elazığ ve Türkiye kamuoyuna sesini duyuracak etkinliklere süratle girmelidir. Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetinin geçmişinde etkinlik yoğunluklarının üst düzeylere çıktığı dönemler olmuştur. Üye olarak beklentimiz, etkinliklerin çoğaltılması, Elazığ yazılı ve görsel medyasına katkı sağlayacak faaliyetlere girişilmesidir. Başkan Mehmet Topal’ın bu tür girişimleri yakında başlatacağına inanıyorum. Bu faaliyetlerde biz üyelere tevdi edilecek her türlü görevi yerine getirmek için hazır olduğumuzu da bu vesile ile bildirmek istiyorum.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir