Ankara Radyo Televizyon Teknik Lisesi Müdürlüğünün Çabaları

22-28 HAZİRAN 1998 SAYI:172 SAYFA:10

Dünya standartlarına uygun görsel ve işitsel nitelikli ürünlerin iyi bir teknik alt yapı yanında, bilgi ve beceri yönü ile yetişmiş teknik kadro ile gerçekleşeceği bilinmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü; bu alanda teknisyen açığını kapatmak için Endüstriyel Teknik Öğretim okulları içerisinde radyo televizyon haberleşmesi ile ilgili olarak ülkemiz basının ihtiyaç duyduğu elektronik haberleşme yöntem ve tekniklerini bilen, cihaz ve aletlerini kullanan, radyo ve televizyon programlarının yapım ve yönetiminde gerekli temel yeterliğe sahip becerikli teknik insan gücünü yetiştirmeyi amaçlamıştır.

Ortaokuldan sonra ilk yılı hazırlık sınıfı (Japonca-İngilizce) olmak üzere toplam 5 yıllık lise dengi bir okul, Türkiye’de ilk defa medyaya yönelik olarak Ankara Yenimahalle’de açılmıştır. Ankara’da öğretmenevi bitişiğinde adı Radyo Televizyon Anadolu Teknik Lisesi olan bu okulumuzun Müdürü Mustafa Kökçü bir süreden beri okuldaki imkanlarını bana göstermek için beni arıyordu. Kendi öğrencilerinin geleceğini ilgilendiren bir konuda benimle görüşme arzusunu yerine getirmek için, Haziran 98 Ayı’nda bu okulu ziyaret ettim.

Okulun vermiş olduğu eğitimin konusu, okulun adından hemen anlaşılıyor. Bu lisemizden mezun olan bir öğrenci, radyo ve televizyon yayıncılığı konusunda teknisyen olabilmektedir. 1991 Yılı’nda özel radyo ve televizyon şirketlerinin devreye girmesi ile bu okula gösterilen ilgi daha da artmış görünüyor.

Radyo ve televizyon yayın tekniklerinin öğretildiği stüdyo ve laboratuarların bulunduğu bu okulun öğrenci sayısı 650 civarında. Stüdyo denilince, tam teşekküllü bir mekan düşünmek şu haliyle elbette ki mümkün değil! Ama hazır büyük yeni bir bina, Radyo Televizyon Anadolu Teknik Lisesi’ne tahsis edilmiş durumda. Gelecek yıl yeni binada eğitim verilmesi planlanmaktadır. Öğrenciler, öğretmenlerinin denetiminde radyo ve televizyon programları hazırlıyorlar. FM 101,2 frekansından zaman zaman radyo yayınları da yapmaktadırlar. Okulun faaliyetleri ile ilgili broşürler, hatta okulu tanıtıcı güzel bir videokaset dahi hazırlamışlar.

Bu okul ilk mezunlarını 1996-1997 öğretim yılında vermiş ve üniversiteyi kazanan öğrencilerin başarısı %60’ın üzerinde olmuştur. Ancak bu okuldan mezun olan öğrencilerin alanlarının devamı Teknik Eğitim Fakültelerinde olmadığı için, diğer mesleki okul öğrencilerinin yararlandığı haklardan yararlanamadıklarını belirten okul müdürü, Teknik Eğitim Fakültelerinin bünyesinde Radyo ve Televizyon Öğretmenliği bölümünün açılmasını arzuluyor.
Teknik Eğitim Fakülteleri, Teknik ve Endüstri Meslek Liselerine öğretmen yetiştiren kurumlarımız. Bu kurumlar içerinde doğrudan Radyo ve Televizyon Öğretmenliği Bölümü bulunmamaktadır. Oysa bu alanda eğitim veren lise olduğu gibi, bundan böyle daha fazla sayıda bu tür liselerin açılacağını düşünüyorum. Çünkü bu alanda bir potansiyel mevcut durumda. Özel radyo ve televizyon şirketlerinin sayıları ve bunların oluşturdukları yeni iş alanları göz önüne alındığında, bu alanda eleman ihtiyacının fazla olacağı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Gelelim bu okul mezunlarının durumuna. Bilindiği üzere teknik ve endüstri meslek lisesi mezunları, kendi alanlarında eğitim veren bir yüksek öğretim kurumunu tercih ettiklerinde, puanları arttırılarak hesaplanmaktadır. İki yıllık Meslek Yüksek Okullarının ilgili programlarını tercih ettiklerinde, bu okulun mezunlarının da puanlarının arttırıldığı ÖSYM kılavuzunda yer almaktadır. Ancak bu okulun mezunlarının arzuları arasında, bu alanda öğretmen olma istekleri bulunmaktadır. Bu istekleri kanımca yerindedir. Çünkü diğer teknik ve endüstri meslek lisesi mezunlarının puanları arttırılarak gidebilecekleri yüksek öğretim kurumları zaten mevcuttur.

Radyo Televizyon Anadolu Teknik Lisesi mezunları, bu alanda öğretmenlik yapmak istiyorlarsa, kendileriyle ilgili en uygun öğretmenlik bölümü, Teknik Eğitim Fakülteleri içerisinde yer alan Elektronik ve Bilgisayar Eğitimi bölümleridir. Çünkü bu programlar içerinde Telekomünikasyon anabilim dalı yer almakta ve bu bölümün dersleri arasında radyo, televizyon, uzaktan eğitim vb. dersler verilmektedir. Bu teknik liseden mezun olan öğrencilerin sıkıntıları, Teknik Eğitim Fakülteleri bünyesindeki Elektronik ve Bilgisayar Eğitimi Bölümünü tercih ettiklerinde puanlarının arttırılmamasıdır. ÖSYM bu haksız konuda bir çalışma yapmak durumundadır. Bu konuda Bt/Haber Gazetesi’nin 130 sayılı nüshasında “”ÖYS’de meslek liseleri mezunlarına ek puan verilmesi ve çelişkiler” başlığını taşıyan bir yazıyı “HEDEF” isimli köşede yayınlamıştım.

Radyo Televizyon Anadolu Teknik Lisesi’nin ders müfredatlarını inceledim. Teknik dersler yanında doğrudan İletişim Fakültelerini ilgilendiren dersler de verilmektedir. Yani bu okuldan mezun bir öğrenci, hem sosyal hem de teknik dersler almaktadır. Ders müfredatlarında gelişen teknolojiye paralel olarak değişiklikler yapılması da gerekmektedir.

Sözü geçen teknik liseler için öğretmen yetiştirilmesi şarttır. Radyo ve Televizyon Öğretmenliği bölümlerinin açılabileceği Fakülteler de Teknik Eğitim Fakülteleridir. Teknik Eğitim Fakülteleri içerisinde özellikle Fırat Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi bünyesinde kurulmuş olan ve 1992’den beri televizyon yayınlarını sürdüren FIRAT TV; birçok mahalli televizyonda bulunmayan stüdyo, teknik donanım ve elemana sahiptir. Kanımca Radyo Televizyon Öğretmenliği Bölümü’nün en rahat kurulabileceği Üniversite Fırat’tır.

Radyo Televizyon Anadolu Teknik Lisesi Müdürünün bu çabalarını yerinde buluyor ve kendisini, bu azimli mücadeleyi sürdürdüğü için kutluyorum. Öğrencilerinin geleceğini düşünerek, faydalı ve doğru işler yapmak istiyor. Bu Müdürümüzü desteklememiz gerekir diye düşünüyorum. O nedenle Teknik Eğitim Fakülteleri bünyesinde Radyo Televizyon Öğretmenliği Bölümlerinin açılabilmesi, ayrıca mevcut durum içerisinde Radyo Televizyon Anadolu Teknik Lisesi mezunları, Teknik Eğitim Fakülteleri Elektronik ve Bilgisayar Eğitimi Bölümünü tercih ettiklerinde; puanlarının arttırılması gerektiğine inanıyor ve ilgili tüm birimleri yardımcı olmaya davet ediyorum.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Anadolu Medyasında Gelişim Çizgisi

11-17 MAYIS 1998 SAYI: 166 SAYFA: 9

24 Nisan 1998 günü Fırat Havzası Gazetecileri Cemiyeti Başkanlığı ile Fırat Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Dekanlığı’nın ortak organizasyonu sonucunda, Elazığ’da “Anadolu Medyasında Gelişim Çizgisi” başlığını taşıyan bir panel yapıldı. Bu panelin amacı; Anadolu’da bulunan görsel ve yazılı basının sorunlarının tartışılması ve çözüm önerilerinin üretilmesi idi.

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ertan Oktay, öğretim üyeleri Prof. Dr. Eyüp Sanay, Prof. Dr. Naci Bostancı ve Basın-Yayın Genel Müdür Yardımcısı Nuray Altan’ın katılımıyla bu panel gerçekleşti. Anadolu basınının başlıca sorunlarının ele alındığı bu panelde, özellikle radyo, televizyon ve yazılı basında çalışanların bir bölümünün hizmet içi eğitim görmelerine ihtiyaç olduğu vurgulandı. Türkiye’de 1991 Yılı ile birlikte özel radyo ve televizyon şirketlerinin çoğalması sonucunda, bu alanda eğitim görmemiş birçok elemanın bu sektörde çalışmaya başladığı, insan hak ve hürriyetine olan saygının ortadan kalktığı, verilen haberin doğruluğu onaylanmadan, kişilerin aleyhine yazılar yazılabildiği konuları üzerinde duruldu.

Kuruculuğunu yaptığım ve 1992’den beri aralıksız her gün yayın yapan tek üniversite televizyonu kimliğine sahip Fırat Televizyonu’nun Genel Koordinatörü olarak bu konuda siz değerli okuyucularıma bazı görüşlerimi sunmak istiyorum.

Özel radyo ve televizyon şirketlerinin çoğalması, Türkiye’de görsel ve yazılı basın anlayışında önemli bir değişime neden olmuştur. Mahalli televizyonlar, bulundukları kentin gözü-kulağı durumuna gelmiştir. Bunlar güzel gelişmeler. Ancak sorumsuz bazı kişilerin, haber yapıyorum diye ve de Türkiye’de örneğin Uğur Dündar’ı, Savaş Ay’ı taklit etme sevdaları yüzünden sorumsuzca görsel basında haber programlar yaptıkları görülmektedir. Tabi bunun sonucunda da son yıllarda mahkemelerde birçok tekzip ve tazminat davaları açılmaktadır.

Eline bir fotoğraf makinesi veya kamera alan ”Ben basınım” deyip sorumsuzca davranabiliyor. Bir çoğunun zaten basın kartı yok. Mahalli bir televizyonda adam yokluğundan bir köşe kapıp, program yapanların bir kısmının hali perişan. Doğru dürüst Türkçe konuşamayan, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, bozuk ve argo Türkçe’si ile ahkam kesen birçok programcıya rastlamak mümkün. Mahalli televizyonların özellikle de spor programlarını sunan bazı program yapımcıları ise daha da ilginç davranışlar içerisine girebiliyorlar. Ulusal büyük televizyonların spor programlarının yorumcularını taklit etmeye çalışıyorlar. O esnada o kişi, hem antrenör, hem teknik menajer, hem klüp başkanı, hem yönetim kurulu başkanı gibi kendini görebiliyor. Canlı yayın bağlantısıyla programa aldıkları konuklarıyla sert ve seviyesiz tartışmalara girebiliyorlar. Tabi yaptıkları programları yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Bir de Gazeteciler Cemiyetini ele geçirmişlerse, “Başarılı Gazeteci Ödül Törenleri” yaparak, bol bol plaket dağıtıyorlar. Kendilerine de plaket almayı ihmal etmiyorlar.

Kanımca özel radyo, televizyon gibi görsel basın yanında, yazılı basında çalışan ve adam yokluğundan kendini “Basın mensubuyum” sanan birçok personeli hizmetiçi eğitimlerden geçirerek, belirli bir basın kültürü seviyesine çıkartmak zorundayız. Basın yasamız ise, günün ihtiyacına cevap veremez durumda. Mahkeme ile tekzip kararı alınıyor, ancak ilgili gazete tekzibi yayınlamayıp, çok düşük seviyelerde kalan cezasını ödemeye razı oluyor. Haksız yere aleyhine yazı çıkan vatandaşımız ise, tekzip yayınlansa bile kimilerinin kafalarında soru işareti bırakmaya devam ediyor. Kaldı ki eğer sade vatandaş, bu tür bir muameleye önceden maruz kalmamışsa, tekzip nasıl olur, usulü nedir bilmiyorsa, tekzibi yayınlatmak istediğinde, dava açma süresinin geçtiğini fark edince de iş işten geçmiş oluyor. Enformasyon teknolojisindeki modern ve hızlı gelişmeye ayak uydurmak için, kendini basın mensubu zanneden bazı elemanlarının da iyi bir hizmetiçi eğitimden geçirilmesi gerekir düşüncesindeyim. Bu işin sorumluluğunu da İletişim Fakülteleri ile diğer ilgili kuruluşlar üstlenmelidir.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ