TRT İşbirliği Öneriyor

Prof. Dr. Asaf Varol
avarol@firat.edu.tr

7 Nisan 2001 tarihinde Radyo Televizyon ve Sinema Eğitimi veren üniversite bölümleri ile TRT Genel müdürlüğü arasında bir diyalog toplantısı yapıldı. Bu toplantı sonrasında yayımlanan bildiri metni şöyledir.
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun Radyo Televizyon ve Sinema Eğitimi veren fakülteleri ile yaptığı diyalog amaçlı toplantıya yirmi iki fakülte temsilcisi katılmıştır. Oluşan yeni radyo televizyon ortamında, kamu yayın kurumu olarak seçkin bir yer edinmek için köklü değişikliklere yönelen TRT ile iletişim sektöründe hem işbirliğini geliştirmek hem de sektöre taze kan sağlamak konusunda fikir birliğine varılmıştır. Ayrıca;

1. Üniversitelerle işbirliği içinde radyo-televizyon izleyici araştırmaları yapmak,
2. TRT arşivinde yer alan ve eğitim amaçlı kullanılabilecek programları üniversitelerimizin de hizmetine sunmak,
3. Üniversitelerin yazılı ve görsel arşivlerinden TRT’nin faydalanmasını sağlamak,
4. Ankara-İstanbul ve İzmir dışında bulunan üniversitelerimizin radyo-televizyon ve sinema eğitimi veren bölümlerinden yurt haberleri konusunda yardım almak,
5. TRT’nin yıllardır fakülte öğrencilerimize vermekte olduğu staj imkanlarını genişletmek,
6. Üniversitelerimizin hazırlayacağı ve TRT’nin televizyon kanallarında yayınlanacak radyo ve televizyon alanına ilişkin proje ve programların üretilmesine imkan sağlamak,
7. Çağımızın vazgeçilmez unsuru olan yaratıcı düşünceye gereken önemin verilmesi açısından işbirliğini geliştirmek; bu konuda yarışma festival gibi organizasyonlar da yaparak katkıda bulunmak,
8. İlgili fakültelerden iyi derecede mezun olmuş veya yaptığı projelerde başarısını kanıtlamış öğrencilere TRT’de istihdam imkanı sağlamak,
9. İletişim sektörünün genel sorunlarını da kapsayan değerlendirmeleri birlikte yaparak, kamu yayıncılığı alanında temel ilkeler doğrultusunda Türkiye’deki radyo ve sinema alanına dönük bir çalışmalar bütünü oluşturmak.

konularında işbirliğine gidilmesine karar verilmiştir.

TRT’de haber aktarma işlemlerinin nasıl yapıldığını saptamak amacıyla TRT2’nin haberlerini gece uzun bir süre stüdyoda izledim. TRT hazırlattığı ENPS yazılımı ile tüm haberleri bir havuzda toplamakta, önem ve güncellik sırasına göre yayına vermektedir. Ancak dijital ortamda bilgisayarlarda bu görüntüler üzerinde bir kurgunun yapılamaması ve doğrudan haberlere verilememesi, bir dezavantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yeni işbirliği sayesinde yeni projeler üretilebilecek ve öğrencilerin eserlerinin değerlendirilmesi sağlanabilecektir.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu Değişti

Prof. Dr. Asaf Varol
avarol@firat.edu.tr

3 Mart 2001 tarihli ve 24335 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun radyo ve televizyonlar aracılığı ile işlenen telif suçlarına çözüm getirebilecek. Bilindiği üzere özellikle yerel radyo ve televizyonlar aracılığı ile yayımlanan bazı eserlerin telif haklarının nasıl korunacağı, zaman zaman büyük tartışmalara neden olmuş ve 5.12.1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun boşluklarından yararlanılarak ihlaller yapılabilmiştir. Yeni kanundan bazı önemli madde içeriklerini aynen aktarıyorum.

“Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlana eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Haber mahiyetinde olmak ve bilgilendirme kapsamına aşmamak kaydıyla, günlük hadiselere bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalara alınması mümkündür. Bu şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, temsil edilmesi veya radyo ve televizyon gibi araçlarla yayınlanması serbesttir. Bu serbestlik, hak sahibinin hukuki menfaatlerine zarar verecek şekilde veya eserden normal yararlanmaya aykırı biçimde kullanılmayacaktır.

Radyo ve televizyon kuruluşları, yayınlarında yararlanacakları sahneye konmuş eserlerle ilgili olarak, eser sahiplerinden önceden izin olmak zorundadır.

Radyo-televizyon kuruluşları ile uydu ve kablolu yayın kuruluşları ve mevcut veya ileride bulunacak teknik imkanlardan yararlanarak yayın ve/veya iletim yapan kuruluşlar yayınlarında kullandıkları sahne eserleri dışında kalan fikir ve sanat eserleri için, eser sahipleri ve/veya eser sahipleri ile bağlantılı hak sahipleri veya üye oldukları meslek birlikleri ile 52. maddeye uygun toplu bir sözleşme yaparak izin almak bu kullanımlara ilişkin ödemeleri eser ve/veya bağlantılı hak sahiplerine veya üye oldukları meslek birliğine yapmak zorundadır.”

Yukarıda kısa bir bölümü verilen kanun, özel radyo ve televizyonların bundan böyle kopya ettikleri ve izinsiz yayınladıkları eserler yüzünden büyük sıkıntılar çekebileceklerini göstermektedir. Kanunun ihlal edilmesi durumunda büyük cezalar getiriliyor, benden söylemesi.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Medyanın Politik Amaçlı Kullanılması

Prof. Dr. Asaf Varol
avarol@firat.edu.tr

1990 öncesinde işitsel ve görsel medya denildiğinde sadece TRT’ye ait radyo ve televizyonlar akla gelirdi. 1991 Yılında Star1 adıyla özel bir televizyon kuruluşunun yurtdışından yaptığı televizyon yayınları, ülkede iletişim alanında şok gelişmeler yaratmıştı. Ardı ardına radyo ve televizyon şirketleri ortaya çıkmıştı. Özgürlük ve demokrasi adına yapıldığı söylenen yayınların bazılarında, ülkenin birlik ve bütünlüğünü yok etmek, ülkeyi parçalamak gibi emellerin yattığı gözden kaçmıyordu.

Bu olağanüstü gelişme karşısında elde bir yasanın olmayışı, yasa dışı yapılan yayın odaklarını daha da güçlendirmiş, özgürlük ve demokrasi adına kişilik ve toplum haklarına saldırılar başlamıştı. Nihayet 1994’de 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun devreye girmiş ve kısa adıyla RTÜK denilen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ortaya çıkmıştır. RTÜK, yasadışı emeller için kurulan radyo ve televizyonların yayınlarını engellemede başarı sağladığı söylenebilir. Ancak RTÜK, olur olmaz gerekçelerle uyguladığı sansürler yüzünden de eleştiri odağı olmaya devam etmektedir.

Gerilla savaşı sürdüren bir çok örgütün İnternet’te Web sayfaları üzerinden yazılı, görsel ve işitsel yayınlar yaptığını biliyoruz ve görüyoruz. Bir telefon hattı, bir bilgisayarı ve modemi olan her birey bu tür yayınlara rahatlıkla ulaşabilmekte, elektronik posta gönderebilmekte, forumlara katılabilmektedir.

1989’da Çin’deki öğrenci hareketlerinin dış dünya ile bağlantısı telefon ve faks hareketleri ile yapılmıştı. O dönemlerde henüz İnternet bugünkü özelliklere sahip değildi. Çin’in Kuzey batısında yüzyıllardır toprakları işgal altında tutulan sayıları yirmi milyon civarında olan Uygur Türkleri (Doğu Türkistan) jeopolitik açıdan son derece önemli bir yer olan Sincan Eyaleti’ne sahiptirler. Sincan Eyaleti 21. Yüzyılda Orta Asya’dan Çin’in doğusuna ve Japonya’ya ulaşacak olan doğal gaz ve petrol boru hatlarının geçeceği yerde bulunmaktadır. Bu nedenle de Sincan Eyaleti, Çin Hükümeti açısından ayrılıkçı hareketlerin son elli yıldır yoğun bir baskı ile yok edilmeye çalışıldığı ve Çin tarafından 1996 yılına kadar nükleer denemelerin yapıldığı bir bölge konumundadır.

Uygur Türkleri seslerini İnternet üzerinden duyurmaya çalışıyorlar. Çin Hükümeti ne kadar engellemeye çalışsa da İnternet üzerinden mekanı belirsiz bir noktadan yapılan yayınları durdurmasına gücü yetmeyecektir. O halde İnternet, devletlerin egemenliğini azaltabilecek hareketlerin gizli bir silahı olarak kullanılması söz konusudur.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

İletişim Fakültemizin İlk Resmi Konukları

Prof. Dr. Asaf Varol
avarol@firat.edu.tr

9 Şubat 2001 günü Valimiz Sayın Osman Aydın, Rektörümüz Sayın Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl, Emniyet Müdürümüz Sayın Feyzullah Arslan ve Zülfü Ağar Polis Okulu müdürümüz Sayın Adem Kızılkaya üniversitemizde dekanlıklarımızı ziyarete gelmişlerdi. Bu ziyaret fakültemiz açısından çok önemliydi, çünkü kendi binasına taşındıktan sonra ilk defa resmi konuklarımızı ağırlıyorduk.

İletişim Fakültesine dekan olarak atanmış olmamın üzerinden yaklaşık 10 aylık bir zaman geçti. Hedefimiz bir an önce bu fakülteye öğrenci almaktı. İletişim Fakültemizin “Radyo Televizyon ve Sinema” bölümünü açması için fiziki imkanlarımız hazırdı. Yerel yayın yapan Fırat Televizyonu imkanları, bu bölümün öğrencileri için büyük bir potansiyel arz etmektedir. Öğrencilerimiz uygulamalı bütün derslerini rahatlıkla Fırat Televizyonuna ait mekanlarda yürütebilecektir.

Sayın Rektörümüz İletişim Fakültesi için yeni bir bina tahsis ederek öğretim elemanları ve öğrencileri için mekan sorununu çözmüştür. Ancak mefruşat açısından henüz çok fakiriz. Rektörümüzün, bu yıla ait üniversite bütçesinden sağlayacağı destek ile fakültemizin mefruşat probleminin önemli bir bölümünü çözeceğine inanıyorum.

Fakültemize öğrenci alabilmek için Yükseköğretim Kurulu nezdinde girişimler sürdürülmektedir. YÖK, Üniversite Senatomuzun İletişim Fakültesi’nde açılacak bölüm ve anabilim dalları konusunda aldığı kararı onaylamıştır. Ancak bölüm ve anabilim dallarının açılmasının Yükseköğretim Kurulu’ndan onaylanması, öğrenci almamız için yeterli olmamaktadır. Bir bölüme öğrenci alabilmek için Senatonun öğrenci alımı ile ilgili kararının da Yükseköğretim Kurulu tarafından uygun görülmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Çalışmalarımızı bu son aşamaya yönlendirmiş bulunuyoruz.

Öğrenci alımının gerçekleştirmesi halinde, Fakültemiz çok hızlı bir gelişme gösterebilir. Çünkü öğrencilerin öğretime başlamalarıyla birlikte eksiklikler çok daha belirgin fark edilecek ve eksikliklerin giderilmesi için daha planlı bir çaba sarf edilecektir. Üniversitelerin kısıtlı bütçeleri ile yeni bölüm ve fakülte ihtiyaçlarını karşılamak çok uzun süreler alacaktır. O nedenle sivil toplum örgütlerinden de destek sağlanmalıdır.

Bazı sivil toplum örgütlerinin ortaya çıkıp, “Sayın Rektörüm yeni açtığınız filan fakültenin mefruşatını biz döşeyelim” tekliflerini beklemek çok mu yanlış olur? Rektörümüz Sayın Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl bir gün, “İletişim Fakültesi’nin mefruşatını filanca kuruluş sağlayacak” türünden vereceği bir haber sonrasında, mutluluktan uçarız ve söz konusu kuruluşun yaptığı yardımları ömür boyu takdirle anarak öğrencilerimize ve çevremize aktarırız.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Fırat Televizyon Yayıncılığında Karşılaşılan Bazı Üzücü Olaylar

Prof. Dr. Asaf Varol
avarol@firat.edu.tr

Fırat Televizyonu Elazığ’da yayın yapan ilk yerel televizyon idi. Televizyon yayınlarımızın ilgi görmesi üzerine, yerel yayın yapan EL-TV ve TEL-TV adları ile iki ayrı televizyon şirketi daha kurulmuştu.

Elazığ’da vericileri bulunmayan bazı ulusal özel televizyonların yayınlarını da kendimize ait vericiler üzerinden veriyorduk. Vericileri bize ait diğer özel televizyonların yayınlarını aktarmamız, bazen başımıza büyük olaylar açabiliyordu. 20.12.1992 akşamı Kanal 6’da Ahmet Altan ve Neşe Düzel’in sunduğu “Bizim Konuk” programının konuğu Emine Şenliklioğlu idi. Kanal 6’nın Londra’daki merkezinde meydana gelen bir arıza nedeniyle yayında kısa süreli bir kesilme meydana gelmiş ve yerel EL-TV televizyonu bu kesintinin tarafımdan kasten yapıldığını duyurmuştu. Gerçek dışı bu duyuru yüzünden birçok tehditler almıştım. Milliyet Gazetesi 21.12.1992 günü kesintinin Londra’dan kaynaklandığını “Programa Tepki” başlığı ile vermişti. Ancak devlet memuru olduğumdan kendimi savunma müsaadesini ancak 12.01.1993 tarihine alabilmiştim. Üç hafta sonra basına açıklama yapmış olmam da sonucu pek değiştirmemişti.

Elazığ’da FIRAT TV, EL-TV ve TEL-TV’nin yerel yayın yaptığı dönemlerde en çok izlenen yerel kanal FIRAT TV idi. Bu durum diğer iki yerel kanalı fazlasıyla rahatsız ediyordu. Yayınlarımızı engellemek için kanalımız üzerine boş görüntü bindiriliyor ve yayınlarımızın net izlenmesi engelleniyordu. Şikayetleri sonucu, FIRAT TV Genel Koordinatörü olarak 02.04.1993 tarihinde Sanık sıfatı ile ilk defa ifade vermem gerekti. Artık her şikayet vaki olduğunda Emniyete çağrılıyor ve ifadem alınıyordu. Her defasında ısrarla eğitim yapmak, Elazığ halkının eğitim ve öğretimine, kültürel değerlerine katkı sağlamak için yayın yaptığımızı savunuyordum. Emniyete o kadar sık çağrılıyordum ki “Emniyet koridorlarında beni gören polisler “Hocam yine mi ifade vermeye geldiniz?” demeye başlamışlardı.

1995’li yılların başlarında Elazığ’da yerel televizyon şirketleri birden fazla değişik kanal üzerinden filtresiz vericilerle yayın yapıyorlardı. Bunun sonucu olarak da ulusal televizyon yayınları enterfere ediliyor ve görüntü kirliliğinin FIRAT TV’den kaynaklandığı belirtiliyordu. Ancak ölçümler sonucunda kirliğinin sebebinin biz olmadığı anlaşıldı. O dönemlerde Elazığ halkı net görüntü elde edebilmek için antenlerini değiştiriyor, bu durum ise anten satan esnafı fazlasıyla memnun ediyordu.

23.02.1995 tarihinde saat 19.30 da Harput’taki vericimize sabotaj yapılmıştı. Daha önceki yıllarda da eski kulede (Polis lojmanları yanı) bulunan vericimizin anten kabloları kesilmiş ve cihazımızın arızalanmasına sebep olunmuştu. Bu defa link çanağı tahrip edilmiş ve linkin parçası (LNB) çalınmıştı. Bu olay 24 Şubat 1995 tarihli yerel gazetelerde yer alıyordu.

Fırat Televizyonu mücadelesi bir roman olacak nitelikte. Fırat Televizyonu ile ilgili ilginç anılarımı, ileride yazacağım “Anılarım” kitabımda yer vererek tarihselleşmesini ve gelecek nesiller tarafından belgesel olarak kullanılabilmesini arzuluyorum.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ