İletişim Ödülleri Nisan 2004’te

Prof. Dr. Asaf Varol
avarol@firat.edu.tr

İletişim Fakülteleri Dekanlarının 12. toplantısı 29-30 Nisan -1 Mayıs 2004 tarihleri arasında Fırat Üniversitesinde gerçekleştirilecek. İletişim Fakülteleri Dekanları 2000 yılı başından beri belirli aralıklarla farklı İletişim Fakülteleri ev sahipliğinde bugüne kadar 11 toplantı gerçekleştirdiler. Bu toplantılarda iletişim fakültelerinin genel sorunları ve çözüm için öngörülen öneriler, ilgili kurum ve kuruluşlara iletilmekte ve konu takip edilerek kararların gerçekleştirilmesine çalışılmaktadır.

İletişim Fakülteleri dekanlarının ortak çalışmaları sonrasında en önemli gelişme 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşları ve Yayınları Hakkındaki Yasada yapılan değişikliktir. Değişiklik sonrasında, Üniversitelerin İletişim Fakültelerinin Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümlerine bağlı olarak yerel bağlamda radyo ve televizyon yayınları yapmalarına müsaade edilmiş ve kendilerine ücretsiz frekans tahsisi yapılması yasallaşmıştır.
Üniversitemiz bünyesinde 1991 yılından beri televizyon yayınlarını sürdüren FIRAT RTV için bu kanun değişikliği çok önemli bir gelişmeyi sağlamıştır. 2000 yılı öncesinde yasal bir kimliği olmayan FIRAT RTV, bu kanun sayesinde artık yasal yayın yapan bir kuruluş haline dönüşmüştür.

İletişim Fakültesi Dekanları toplantısının diğer önemli bir çalışması ise, bu fakültelere girişte Sözel puan türünde (SÖZ) ortaöğretim puanına uygulanan 0.5 çarpanının benzer olarak Eşit Ağırlık (EA) puanına da uygulanmasıdır. Oysa mevcut durumda bu çarpan 0.2’dir. Bu alandaki çalışma devam etmekte olup eğer bu değişiklik sağlanabilirse, bundan böyle Eşit Ağırlık (EA) puanı da Sözel (SÖZ) puan gibi aynı katsayıyla çarpılacak ve Eşit Ağırlık puan gurubuna giren orta öğretim kurumu mezunlarının da iletişim fakültelerine girişleri kolaylaşacaktır.

Nisan 2004 sonunda Elazığ’da yapılacak İletişim Fakülteleri Dekanları toplantısının önemli bir yönü, görsel ve işitsel medya ödüllerinin Üniversitemiz organizasyonunda sahiplerine verileceği konusudur. Türkiye’de ilk defa bu kapsamda değişik bir ödül töreni düzenlenecektir. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan tüm iletişim fakülteleri öğrencilerinin oyları ile medya ödülleri dağıtılacaktır. Yani yaygın medya ödüllerinin seçimini tüm iletişim fakülteleri kendi bünyesinde aynı kategorilerde öğrencilerine uygulayacaklardır.

Her fakültede belirlenen yaygın medya ödülleri adaylarının ilk üç ismi, Fırat Üniversitesi Dekanlığına bildirilecektir. Fırat Üniversitesi Dekanlığı ise her fakülteden gelen listeleri inceleyerek her kategorideki ödüllerin birinci, ikinci ve üçüncülerini saptayacaktır. Böylece örneğin “En İyi Yerli Dizi” kategorisinde dereceye girenlerin tespitinde tüm iletişim fakültelerinin öğrencilerinin katkısı bulunacaktır. Fakülteler, öğrenci sayıları ne olursa olsun medya kategorilerinde öğrencilerinin oylarıyla ilk üç dereceye giren adayları ve eserleri Fırat Üniversitesi Dekanlığına bildirecektir. Böylece Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin sayısının az olması, bir dezavantaj olarak ortaya çıkmamış olacak ve fakültelerin aday belirlemedeki payı eşit olacaktır. “En İyi Tartışma Programı” kategorisindeki ödül ise tüm iletişim fakülteleri dekanlarının oylarıyla belirlenecektir.

Ödül verilmesi planlanan belli başlı kategoriler şu şekilde belirlenmiştir:

ÖDÜL KATEGORİLERİ:

SİNEMA-TV-RADYO HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM GAZETECİLİK BİLİŞİM İLETİŞİM FAKÜLTELERİ DEKANLARI ÖZEL ÖDÜLÜ
En iyi haber kanalı En iyi görsel reklam En iyi içerikli yaygın (ulusal) günlük gazete En iyi on-line gazete tasarımı En iyi tartışma programı
En iyi spor programı En iyi içerikli reklam En iyi içerikli yaygın (ulusal) dergi En iyi web reklamı
En iyi belgesel program En iyi reklam oyuncusu En iyi köşe yazarı En iyi kişisel web sayfası
En iyi yerli dizi/film En iyi yazılı reklam En iyi yerel gazete
En iyi yarışma programı En iyi eleştirmen En iyi yerel dergi
En iyi sunucu
En iyi araştırmacı televizyon gazeteciliği
En iyi yaygın radyo programı
En iyi radyo sunucusu
En iyi yerel televizyon

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Altın Safran Film Festivali

Prof. Dr. Asaf Varol
avarol@firat.edu.tr

1-5 tarihleri arasında Safranbolu’da “Uluslararası 4. Altın Safran Belgesel Film Festivali” etkinlikleri yapıldı. Geçen yıllarla kıyaslandığında, bu yıla ait etkinliklerin kapsamının daha da genişletildiği ve uluslararası bir hüviyet kazandırılması için mücadele edildiği görüldü.

Altın Film Festivali Kaymakamlık, Belediye Başkanlığı ve sivil toplum örgütleri ile müştereken yürütülmeye çalışılan bir organizasyon. Ancak işin yükünü Belediyenin çektiği görülüyor. Hatta bu yıl etkinliklerin tümünden Belediye sorumluymuş gibi bir görüntü algılandı.

Nihat Cebeci genç ve dinamik bir kişiliğe sahip Safranbolu Belediye Başkanı. Geçen yıl yapılan festival de gene Nihat Cebeci tarafından organize edilmişti. Daha mükemmel bir organizasyona imza atmak için kendileri büyük çaba gösteriyor. Örneğin öncekilerde olduğu gibi bu festivalde de İletişim Fakültesi Dekanlarının bir araya gelmesini sağladı. Daha mükemmel bir organizasyon için bizlerle toplantı yapıyor.

Biz iletişim fakültesi dekanları ise üzerinde çok hassas durduğumuz bir konu var. Bilindiği üzere Belediyeler siyasi kimliğe sahip. Hiçbir iletişim fakültesi dekanı ise, siyasi bir kimlik altında görev yapmayı asla istemez. Bu duygularımızı Nihat Cebeci’ye uygun bir üslup ile aktarmaya çalıştık. Kendisinin çalışmalarını takdir ettiğimizi, ancak bu organizasyonun ağırlıklı olarak belediye tarafından yürütülmesi yerine, oluşturulacak geniş kapsamlı ve de sivil toplum örgüt mensuplarının da içinde yer aldığı yürütme kurulları aracılığı ile sürdürülmesinin daha uygun olacağını söyledik.

Bu yıl içerisinde Birinci Elazığ Kültür Kurultayını düzenlediğimizi ve etkinliğin Valilik, Belediye Başkanlığı, Fırat Üniversitesi ve Sivil Toplum Örgütleri ile müştereken yürütüldüğünü söyledim. Bu amaçla Genel Kurul ve Yürütme Kurulları oluşturduğumuzu ve üyelerinin oybirliği ile aldıkları kararları işlettiğimizi belirttim. Safranbolu Belgesel Film Festivalinin de kapsamının genişletilmesi arzulanıyor. Çünkü sadece belgesel film festivali ile sınırlı kalınınca, gelişme sağlanamıyor ve hatta festival kalitesinde düşüşler dahi yaşanabiliyor.

Safranbolu Belgesel Film Festivali artık yön değiştirmek zorunda. Kültür ve sanat ağırlıklı uluslararası bir boyut kazanmasının zamanı gelmiştir. Safranbolu halkı, bu festivallere alıştı ve gelen yerli ve yabancı turistlerden kazanç sağlama yollarını çok iyi biliyorlar. Safranbolu, UNESCO tarafından korunan bir ilçe ve maddi olarak destekleniyor. Bundan sonraki etkinliklerde mimari yapıların da gündeme gelmesi söz konusu.

Harput beldesi tarihi ve kültürü ile ön plana çıkan bir yer. Birinci Elazığ Kültür Kurultayı sayesinde yöre ile ilgili çok güzel eserler yayımlanıyor. Bu eserler gelecek nesiller için önemli yazılı kaynaklardır. Ancak, arzumuz bu Kültür çalışmalarının ekonomiye katkı sağlayacak biçimde kullanılmasıdır. Bu hedefi yakalamanın yolu da her yıl düzenli festivallerin düzenlemesi ile sağlanabilir düşüncesindeyim. 1999 yılındaki güneş tutulması, Elazığ’ı cazibe merkezi yapmıştı. Acaba çok mükemmel organizasyonlar yaparak, kültürel mirasımızı sürekli canlı tutamaz mıyız?

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Fırat Televizyonundan İletişim Fakültesine

Prof. Dr. Asaf Varol
Fırat Üniversitesi,
İletişim Fakültesi Dekanı

Fırat Üniversitesinin Elazığ halkına açılan penceresi olan ve 1991 yılında temeli atılan Fırat Televizyonu, Türkiye’de ilk yerel üniversite televizyonu kimliğini taşımanın haklı gururunu yaşamaktadır. Fırat Televizyonu, kuruluşunu müteakiben 1992’li yıllarda yayın hayatına başlamış ve büyük mücadeleler vererek programlarını 2000 yıllarına kadar aralıksız sürdürmüştür.

Fırat Televizyonu kurulduğunda özel radyo ve televizyon yayınlarını kapsayan bir kanun maalesef bulunmamaktaydı. 1994 Nisan’ına kadar bu alanda yasa yokluğundan istifade ederek ülkemizde yerel bağlamda çok sayıda radyo ve televizyon şirketleri kurulmuş ve aralarındaki kıyasıya mücadele nedeniyle birçok olumsuz olaylar yaşanmıştı. O dönemlerde birbirinin yayınlarını engellemek için yayınları enterfere eden şirketlerin varlığını çok iyi hatırlıyorum. Maalesef Fırat Televizyonu da bu olumsuz gelişmeler yüzünden defalarca sabotaj olaylarına maruz kalmıştı.

O dönemlerde bu alanda bir yasanın olmayışı, bazı illerde yerel bağlamda çok sayıda radyo ve televizyon şirketlerinin işletilmeye başlatılması, ses ve görüntü kirliliğini de beraberinde getirmişti. Frekans tahsisi olmadığı için her dileyen istediği bir kanalı işgal ederek görsel ve işitsel alanlarda yayıncılık yapmaya çalışıyordu.

1994 Nisan’ında 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, Üniversitelerimize büyük bir darbe vuruluyordu. Çünkü yasada üniversitelerin eğitim amaçlı dahi olsa yerel bağlamda radyo ve televizyon birimleri kurmaları engellenmişti.

Fırat Televizyonu için 1991-1994 yılları arasında büyük yatırımlar yapılmış ve bu televizyonun eğitim amaçlı kullanılması düşünülmüşken, yasadaki bu engel Berlin duvarı misali karşımıza dikilmişti. İki ihtimal vardı, ya yasa gereğini yerine getirip o güne kadar yapılan tüm yatırımların üzerine bir çizgi çekerek Fırat Televizyonu yayınlarını durduracaktık yada haklılığımızı ortaya koyarak yasanın değişmesini sağlamanın yollarını arayacaktık. Bizler ikinci yolu tercih ettik ve Fırat Televizyon yayınlarını aralıksız sürdürdük.

Yasa desteği olmadığı için o dönemlerde defalarca sanık koltuğuna oturarak ifadeler verdik. Yaptığımız yayınlar yüzünden bir kısım kötü amaçlı mihrakların tehditlerine maruz kaldık. Bıkmadık ve bölgenin kültürel yapısına hizmet etmek amacıyla yayınlarımızı ısrarla sürdürdük. Ama hiçbir zaman asıl kuruluş amacımız olan eğitim olgusunu göz ardı etmedik. Bu alanda düzenlediğimiz programlarla Elazığ’ın eğitim düzeyinin daha da yükselmesine katkı sağlamaya çalıştık.

Fırat Televizyonu günden güne büyümesine devam ediyor ve artık Üniversitemiz bünyesinde bir İletişim Fakültesinin kurulmasının zamanının geldiğine inanıyorduk. 1997’de Fırat Televizyon alt yapısını ön plana çıkararak hazırladığımız raporlar sayesinde, Bakanlar Kurulundan Fırat Üniversitesi bünyesinde bir İletişim Fakültesi kurulması kararını aldırmanın mutluluğunu yaşıyorduk.

2000 yılında İletişim Fakültesine Dekan olarak atanmam ile birlikte Fakültemize öğrenci alabilmek için yoğun bir çalışma başlattık. Yükseköğretim Kurulu tarafından Fakültemizin öğrenci alabilmesine izin alabilmenin yolu, fiziki mekanımızın varlığına ve yeterince öğretim elemanı sağlamamıza bağlı idi. Rektörümüz Sayın Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl büyük bir atılım yaparak, başka amaçla yapımı tamamlanan bir binayı İletişim Fakültemize tahsis etti ve diğer üniversitelerden eleman temini için tüm imkanlarını seferber etti. Bu dönüm noktasının meyvesini, 2001-2002 eğitim ve öğretim döneminde ek kontenjanla Kasım ayında öğrenci alımını gerçekleştirerek almış olduk.

Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrenci alımını daha 2001 yılı kasımında gerçekleştirmesine rağmen, Fırat Televizyonunun varlığı, kendine ait müstakil binasının bulunması ve yeterli öğretim elemanını kısa sürede tamamlaması gibi unsurlarla Türkiye’deki İletişim Fakülteleri içerisinde saygın bir konuma gelmeyi çok kısa sürede başarmıştır. Çok genç bir fakülte olmamıza rağmen, öğrencilerimiz ürettikleri yapıtlarla farklı üniversiteler tarafından düzenlenen ödül törenlerine çağrılmaktadırlar.

2002 yılında Yükseköğretim Kurulu Enformatik Milli Komitesi üyelerinin Elazığ’a gelerek yerinde yaptıkları incelemeler sonrasında, diğer üniversiteleri ziyaretleri sırasında örnek verilmemiz, farklı üniversitelerdeki öğretim elemanlarının uzaktan eğitim konusunda yayınladıkları makalelerde, Fırat Televizyonunun ve İletişim Fakültemizin adından sıkça söz edilmesi, başarılarımızın tescil edilmesinin kanıtıdır.

Yılmadan yıllardır sürdürdüğümüz televizyon yayınları modelini diğer üniversitelerimiz de benimsediler. 1998’de Selçuk Üniversitesi de Fırat Televizyonu benzeri bir yerel televizyon birimini kurdu ve yayınlarını başlattı. Bu durum haklılığımızın daha da güçlenmesine vesile oldu.

3984 sayılı yasadaki engelleri ortadan kaldırmak için önemli unsurlar devreye girmeye başlamıştı. Bunlardan biri benim de üye olarak seçildiğim Yükseköğretim Kurulu Enformatik Milli Komitesinin varlığı idi. Diğer ise sık sık toplanan İletişim Fakültesi Dekanlarının, üniversitelerin yerel radyo ve televizyon birimleri kurabilmeleri ile ilgili birliktelikleriydi. İletişim Fakülteleri dekanları söz birliği yaparak, eğitim amaçlı yerel televizyonların üniversite bünyelerinde kurulmalarını sağlamak için birlikte mücadele veriyorlardı. Sonuç olarak 2002 yılında 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşları ve Yayınları Hakkındaki Kanun değişmiş ve üniversitelerinin iletişim fakültelerinin Radyo-Televizyon ve Sinema bölümlerinin yerel bağlamda Radyo ve Televizyon yayınları yapması önündeki tüm engeller tarihe karışmış oluyordu. Kanunun tarifine tıpatıp uyan Fırat ve Selçuk Üniversitesi televizyonları böylece hürriyetlerine kavuşuyorlardı. Artık diğer bazı üniversitelerimiz de yerel bağlamda radyo ve televizyon birimleri kurmak için hummalı bir mücadele içerisine girdiler.

Bugün bir mutluluğu daha yaşıyoruz. Elinizde okuduğunuz bu gazete, Fırat İletişim Fakültesinin bir yayınıdır. Böylece yayıncılık konusunda yeni bir güzergaha giriyoruz. Bu güzergah hem Elazığ basınına taze kan anlamını taşıyacak, hem de İletişim Fakültesi bünyesinde Gazetecilik Bölümümüzün öğrenci alımına vesile olacaktır.

Hedeflerimizi daha da büyüteceğiz ve Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümümüzü de kısa sürede devreye alacağız. Amacımız, bir ülkede demokratik olgular ile kuralların yerleşmesi ve uygulanmasında iletişimcilere önemli sorumlulukların düştüğünü, bölgemizde kanıtlamaktır. Küreselleşen dünyamızda medyanın dördüncü kuvvet olma misyonunu, Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi olarak sürdürmektir. Bu bağlamda bilişim ve iletişim araçlarını etkin kullanabilen iletişimciler yetiştirmek, hedeflerimizin başında yer alacaktır.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

İletişimcilerden Kısa Metrajlı Film

Prof. Dr. Asaf Varol
avarol@firat.edu.tr

Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri ilk kez bir film festivaline katılıyor. İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden dört öğrenci, Bilkent Üniversitesi tarafından 27 Şubat-02, Mart 2003 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen “3. Paso Öğrenci Filmleri Festivali’ne” katışıyor.

Olayı memnuniyetle verici karşılayan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Asaf Varol, “Araştırma Görevlisi Feridun Nizam koordinatörlüğünde, öğrencilerimiz Ahmet Köseoğlu, Sinan Bilgili, Sergül Korkmaz ve İlteriş Ünsaldı tarafından hazırlanan “Ocakbaşında Pilavüstüne” adlı kısa film, Festival Komitesi tarafından uygun bulunarak, 02 Mart 2003 Pazar günü saat 12.00-14.00 gösteriminde yer almaya hak kazandığını söyledi. 2001-2002 Akademik yılında ilk öğrencilerini alarak, eğitim-öğretime başlayan İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerimizi bu başarılarından dolayı kutluyorum. Amacımız bu ve benzeri etkinliklerde hem üniversitemizin adını duyurmak, hem de öğrencilerimizin sektör temsilcileri ile bir araya gelmesini ve diğer İletişim Fakülteli arkadaşlarıyla kaynaşmasını sağlamaktır.” dedi.

Elazığ’ın meşhur Köfteciler Sokağı’nda çekimi yapılan “Ocakbaşında Pilavüstüne” filminde, yıllardır köfte ile uğraşmaktan dolayı artık köfte yiyemez hale gelmiş bir köftecinin hikayesi anlatılıyor.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TRT Ne Zaman Uyanacak?

Prof. Dr. Asaf Varol
avarol@firat.edu.tr

1991 öncesinde ülkemizde görsel ve işitsel medya denildiğinde akla sadece Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) gelirdi. Bu güzide kuruluşumuz hazırladığı programlarıyla Türkiye gündemine damgasını vururdu. Ancak 1991 yılında özel radyo ve televizyonların ortaya çıkmasıyla, görsel ve işitsel medyada TRT tekeli son buldu.

Rekabetçi medya ortamı biri birinden ilginç programların yapılmasını ve seyredilmesini sağlarken, bazı sorumsuz yayın kuruluşlarının yasa tanımaz ve sorumsuz yayıncılık anlayışları yüzünden, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından televizyon ekranlarının sık sık karardığına şahit olduk ve hala oluyoruz.

1991 sonrasında TRT’nin reklam gelirlerindeki müthiş düşüş nedeniyle, maddi anlamda darboğaza giren TRT kurumu, elektrik faturalarından elde edilen gelirin %5’lik gibi büyük bir diliminin kasalarına aktarılması sonucu rahat nefes aldı ve önceden alışagelen kaliteli programlarının devam ettirilmesine vesile oldu.

Özel televizyon şirketlerinin bazıları reklam pastasından maksimum fayda sağlama ve reyting uğruna hazırladıkları seviyesiz programlarla gençlerimizi olumsuz etkilemişlerdi. Üzücü olan bir husus, bu tür seviyesiz programların günden güne çoğalması ve toplumun bazı kesimlerince hala kabul görmesidir.

Yukarıda belirtilen olumsuzlukların karşısında TRT bir denge unsurudur. Seviyeli programlarla halkı aydınlatma açısından önemli bir güçtür. Ancak ilginç olan bir husus, TRT’nin bazı illerde yeterince seyredilmesi, Elazığ örneğinde olduğu gibi mümkün değildir. TRT’nin Elazığ’da bulunan vericileri batı istikametindedir. Polis lojmanlarının biraz üzerinde yer alan TRT kulesinden neşredilen yayınları seyretmek istiyorsanız, bir anteninizin de Harput’a yaklaşık 90 derece batıda yer alan polis lojmanları istikametine doğru antenlerinizi çevirmeniz gerekir.

Önceleri özel televizyonların vericileri de TRT’nin polis lojmanları yakınında yer alan ve Üniversitemize ait bir kule içerisinde bulunuyordu. Hatta bu vericiler bir dönem benim sorumluluğumda idi. Daha sonra özel televizyonlar vericilerini birer birer Harput’a yerleştirmeye başlayınca, Elazığ’da vericilerin merkezi Harput oldu ve tüm özel radyo ve televizyonların vericileri Harput’a taşındı. TRT bu değişime ayak uyduramadı ve eski yerinde kalmaya hala devam ediyor.

Şimdi TRT vericileri sorumlularına sormak istiyorum. Bile bile hala TRT vericilerini batı yönden yayın yapmalarına niçin devam ediliyor? Oysa Harput’a diğer vericilerin bulunduğu istikamete bir kule yapılarak TRT vericileri de o yöreye taşınmış olsa, tek antenle hem özel hem de TRT yayınları net bir biçimde seyredilmiş olacak. Böylece TRT yayınlarının daha fazla izlenmesi sağlanacak. Vericilerin istikametinde yaşanan bu problemin sorumluları daha ne kadar uyumaya devam edecek, merak ediyorum.

YAZIYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ